2005-2006 sezonunda Ülkerspor, kapanışını yaptığı sezonda Efes Pilsen'i final serisinde 4-0'la süpürmüş ve 4 yıllık Efes Pilsen hanedanlığını yıkmıştı.
Sonrasında Fenerbahçe ile birleşmeyle birlikte iki şampiyonluk daha geldi. Tofaş'tan sonra sonunda Efes Pilsen'e kafa tutabilecek bir takım çıktı. Geçen sezon da bu sezon da daha lig başlamadan herkes finali biliyordu zaten. İki takım da lig seviyesinin üstünde kadrolara sahipler. Aslında onlara en yakın olması gereken Türk Telekom da sanıyorum ki bütün sporlarda en önemli unsur olan takım olmayı bir türlü beceremediği için onlarla baş edemiyor. Tabi bu ayrı bir konudur. Bu iki önemli kadro geçen sezon olduğu gibi finale kadar geldiler. Bu seride acayip maçlar izledik açıkçası. 20'lere kadar çıkan farklar ve inanılmaz geri dönüşler sonucunda enteresan sonuçlar alındı altı maçta da. Sahada ortaya konan mücadele belki tatmin etti ama basketbol adına bir maçı kendi sistemiyle domine eden, başından sonuna kadar oyunda üstün taraf olan bir takım olmadı son maça kadar.
Belki Efes Pilsen'in eksikleri Fenerbahçe'ye göre daha fazlaydı ancak bunu hiçbir maçta 40 dakika boyunca kendi lehine kullanabilen bir Fenerbahçe de yoktu. Peki son maçta ne oldu? Fark bir anda uçuruma dönüştü. Devre skoru 48-24'tü. Fenerbahçe Efes'i katlayıp cebine koydu. İşte bu maçta Fenerbahçe o serinin kazandığı maçları da dahil dalgalı konsantrasyonundan farklıydı. Skora bakmadan oynadılar, Efes'in de direnci bir yere kadar sürdü. Geçen sezon 2-0'dan geri gelen Efes'in işi bu sezon daha zordu ve nitekim olmadı. Fenerbahçe Ülker şampiyonluğu haketti tabi ki ama şampiyonu belirleyecek bir maçta böyle bir skor görmek bir basketbolsever olarak bana garip geldi, heyecan vermedi. Taraftar olarak baksaydık elbette farklı şeyler söylerdik ama seri öncesinde de ağır basan taraf şampiyonluğu kazandı, Fenerbahçe'ye tebrikler...
2005-2006 sezonunda Ülkerspor, kapanışını yaptığı sezonda Efes Pilsen'i final serisinde 4-0'la süpürmüş ve 4 yıllık Efes Pilsen hanedanlığını yıkmıştı.Sonrasında Fenerbahçe ile birleşmeyle birlikte iki şampiyonluk daha geldi. Tofaş'tan sonra sonunda Efes Pilsen'e kafa tutabilecek bir takım çıktı. Geçen sezon da bu sezon da daha lig başlamadan herkes finali biliyordu zaten. İki takım da lig seviyesinin üstünde kadrolara sahipler. Aslında onlara en yakın olması gereken Türk Telekom da sanıyorum ki bütün sporlarda en önemli unsur olan takım olmayı bir türlü beceremediği için onlarla baş edemiyor. Tabi bu ayrı bir konudur. Bu iki önemli kadro geçen sezon olduğu gibi finale kadar geldiler. Bu seride acayip maçlar izledik açıkçası. 20'lere kadar çıkan farklar ve inanılmaz geri dönüşler sonucunda enteresan sonuçlar alındı altı maçta da. Sahada ortaya konan mücadele belki tatmin etti ama basketbol adına bir maçı kendi sistemiyle domine eden, başından sonuna kadar oyunda üstün taraf olan bir takım olmadı son maça kadar.
Belki Efes Pilsen'in eksikleri Fenerbahçe'ye göre daha fazlaydı ancak bunu hiçbir maçta 40 dakika boyunca kendi lehine kullanabilen bir Fenerbahçe de yoktu. Peki son maçta ne oldu? Fark bir anda uçuruma dönüştü. Devre skoru 48-24'tü. Fenerbahçe Efes'i katlayıp cebine koydu. İşte bu maçta Fenerbahçe o serinin kazandığı maçları da dahil dalgalı konsantrasyonundan farklıydı. Skora bakmadan oynadılar, Efes'in de direnci bir yere kadar sürdü. Geçen sezon 2-0'dan geri gelen Efes'in işi bu sezon daha zordu ve nitekim olmadı. Fenerbahçe Ülker şampiyonluğu haketti tabi ki ama şampiyonu belirleyecek bir maçta böyle bir skor görmek bir basketbolsever olarak bana garip geldi, heyecan vermedi. Taraftar olarak baksaydık elbette farklı şeyler söylerdik ama seri öncesinde de ağır basan taraf şampiyonluğu kazandı, Fenerbahçe'ye tebrikler...
Bu içeriği paylaş...


