En iyi Niang, daha yaşlı Niang'dır?

Yazdır
Bugün daha alpha aşamasından takip etmeye başladığım ve hergün daha iyi bir kaynak haline gelmeyen başlayan footbalistic.com sitesinde Niang'a denk geldim.
Site, son birkaç gündür Türkiye Süper Ligi ile ilgili istatistikler yayınlamaya başladı ve buna istinaden 31. yaşına basan Fenerbahçe'nin Senegalli golcüsü Niang'ı haftalık bülten konusu yapmışlar. Bültende ise Niang'ın gol istatistiğini vererek golcü futbolcunun yıllar geçtikte daha iyi, daha çok atan bir golcüye dönüşümünü güzel bir grafikle çok güzel anlatmışlar.
Fenerbahçe, Niang'ı transfer ettiğinde çoğu Fenerbahçeli arkadaşım gibi ben de uzun yıllardır gol yollarında Alex gibi önemli bir kreatif oyuncusu olmasına rağmen onu tamamlayacak bir bitirici forveti olmayan Fenerbahçe'nin, bu sorununu kökten çözdüğünü düşünüyordum ki nitekim Niang da daha geldiği ilk günden itibaren bunun sinyallerini verdi ve çok geçmeden golleri de sıralayarak hem Süper Lig'de hem de Avrupa'nın elit liglerini dahil edebileceğimiz büyük bir havuzda gol krallığına yerleşti.
Grafiğe dönecek olursak, Niang'ın 1999 yılında, yani 20 yaşında Troyes forması giydiği dönemden Fenerbahçe günlerine kadar olan maç - gol ortamalası istatistiklerini görüyoruz. Arada Metz kulübünde fazla oynamamasına karşın iş ortalamaya döküldüğünde yılların Niang'ı çok daha golcü ve bitirici bir futbolcuya dönüştürdüğünü açıkça görüyoruz. 1999 yılındaki Niang maç başına ortalama 0.1 ila 0.2 arasında gol atabilirken, bugünkü Niang maç başına ortalama 0.9 gol atıyor. Yani 11 yılda 6 kat yükselen bir gol istatistiği... Niang gibi güçlü ve bitirici forvetin Süper Lig'de oynaması futbolu en fazla güzelleştiren unsur olan golü daha fazla izleyip, daha fazla futbola doyacağımız anlamına geliyor. Fenerbahçe bu sezon her ne kadar Avrupa arenasından erken çekilse de Niang ile en azından gol krallığı konusunda Avrupa'da ses getirecek gibi görünüyor.
niangfenerBugün daha alpha aşamasından takip etmeye başladığım ve hergün daha iyi bir kaynak haline gelmeyen başlayan footbalistic.com sitesinde Niang'a denk geldim.
Devamını oku...

Sir Bobby Charlton

Yazdır
İngilizler'in efsane futbolcusu, Sir ünvanı alan Bobby Charlton dün 73 yaşına girmiş. 1966 Dünya Kupası'nı kaldıran efsane...
1958 yılında Münih'te gerçekleşen uçak kazasından sağ kurtulmayı başaran dokuz oyuncu vardı. Bunlardan ikisi bir daha hiç futbol oynayamadı. 5 isim de bugün aramızda değil ancak Bobby Charlton yıllara, zorluklara inat bugün hala hayatta. Charlton kazadan sonra futbol yaşantısına devam etti ve 1964-65 ve 1966-67 yıllarında Manchester United'ın lig şampiyonluklarında önemli bir rol oynadı. Charlton İngiliz devinin tarihindeki en golcü futbolculardan da biri aynı zamanda. Tabi günümüzde hala faal olarak futbol oynamakta olan ve kendisine kafa tutan iki isim de mevcut. Emektarlar Ryan Giggs ve Paul Scholes... İşte Manchester United'ın efsanevi golcüleri:
bobbycharltonkckİngilizler'in efsane futbolcusu, Sir ünvanı alan Bobby Charlton dün 73 yaşına girmiş. 1966 Dünya Kupası'nı kaldıran efsane... 

Devamını oku...

Bağrımıza taş bastık gurbet ellerde!

Yazdır

ozilsahinFutbol tartışmalarından çok gurbetçi polemikleriyle geldik grubumuzun en zorlu maçına... Türkü tadında bir hüzünle de geri dönüyor milli takım...

Devamını oku...

Bu liglerin tadı başka!

Yazdır
Futbolun beşiği Avrupa'da, Fransa ve Almanya liglerinin ayrı bir yeri vardır. Bu liglerde her sezon farklı bir hikaye bulabilirsiniz...
Almanya'dan başlayacak olursak son 10 yılda 6 şampiyonlukla bir Bayern Münih üstünlüğü görüyoruz ancak hemen hemen her yıl başka şampiyonluk adaylarıyla yarışmıştır Münih ekibi. Özellikle 2006'dan bu yana Bayern Münih'in her şampiyonluğundan sonraki yıl bir farklı takım araya girdi. Bayern şampiyon olduğu farklı yıllarda da hep farklı rakiplerle yarıştı. Bu diğer takımlar ve sezonlar için de geçerli oldu. Örneğin 2008/09 sezonunda Wolfsburg şampiyonluğa ulaşırken haftalarca Hoffenheim ve Hertha Berlin de yarışa dahil olmuşlardı. Sonrasında toparlanan Bayern Münih ve Stuttgart yarışa katılırken, diğer iki takım gerilemişti.
Geçen sezon Bayern Münih şampiyonluğa ulaştı. Ancak Bayer Leverkusen ligin liderliğini 8. haftada devralırken Bayern Münih 8. sıradaydı. Leverkusen 24. haftaya kadar koltuğu kimselere bırakmadı. Bu seferki diğer şampiyon adayları ise Schalke ve Werder Bremen'di. Son haftalarda üst üste galibiyetlerle toparlanan Bayern Münih, 24. haftada zirveye yerleşti ve Leverkusen üst üste puan kayıplarıyla ligi 4. sırada bitirebildi. Bunların yanında önceki sezonda bir ara lig liderliğine kadar yükselen Hertha Berlin de ligi son sırada tamamlayarak küme düştü.
Bu sezon ise geçen sezonu 9. sırada tamamlayan Mainz 05, 7 haftada 7 galibiyetle lider durumda, üstelik geçen hafta sonu Bayern Münih'i de yendiler. Geçen sezon iki puan farkla kümede kalmayı başaran Hannover da 7 maçta aldığı 4 galibiyetle 3. sırada bulunuyor. Geçen sezonun şampiyonluk kovalayan takımlarına bakarsak da manzara tam tersi... Schalke 4 puanla 17. sırada, Werder Bremen 8 puanla 13. sırada yer alıyor. Ha Bayern Münih de 12. sırada.
İşte Bundesliga'yı bana göre diğer liglerden ayıran en önemli özelliği art arda gelen iki sezonda puan tablosunda takımların alt üst olması. Daha sezon başındayız ve bir klasik Bayern Münih toparlanması da yaşayabiliriz. Ama sıra farklı bir takımın şampiyon olmasına geldi. Dolayısıyla bu Mainz veya Dortmund olabilir pekala. Ancak ne olursa olsun Bundesliga'da bu sezonun farklı hikayesi de Mainz 05 olacaktır.
Fransa ligine gelirsek... Bu ligin karakteristiğine uymayan yedi yıllık Lyon hanedanlığından sonraki iki yılda farklı şampiyonlar çıktı. Almanya kadar farklı olmasa da şampiyonlukların sık el değiştirebildiği Ligue 1'de bu sezon 8 hafta geride kaldı. Puan tablosuna şöyle bir baktığımızda lider Rennes, ikinci ise St. Etienne olarak görünüyor. Peki bu takımlar geçen sezonu nerede bitirdi? Rennes 38 maç sonunda 9. sıradaydı ve St. Etienne ise haftalarca kümede kalma mücadelesi verdikten sonra ligi 17. sırada tamamlayabilmişti.
Geçen sezon şampiyonluk yarışı Marsilya, Lyon, Lille ve lige yeni yükselen Montpellier arasında geçti. Montpellier son haftalarda iyice geriledi ve şampiyonluk ipini Almanya'da Bayern Münih'in yaptığı gibi geriden gelerek göğüsleyen Marsilya oldu. Bu takımların bu sezonki hallerine baktığımızda Lyon 17., Marsilya 8. ve Montpellier de 11. sırada yer alıyor. Bir tek Lille derli toplu görünüyor ki o da 8 maçta 5 beraberlik almış durumda.
Biraz daha gerilere gittiğimizde, bir sezonda 4. olan Toulouse'un ertesi sezonu 14., bir sezon 4. olan Nancy'nin ertesi sezonu 15. bitirdiğini görebiliyoruz. Bu sezon lige yeni yükselen Brest ekibi de üst sıraları zorlayarak sezonun çok konuşulan ekiplerinden biri olmaya aday görünüyor. Fransa Ligi de bu özellikleriyle Almanya Ligi ile birlikte ayrılıyor. Belki futbol kalitesi olarak, İngiltere ve İspanya ligleriyle aralarında çok fark var ancak bu özellikleriyle en az o ligler kadar izlenmese de takip edilesi ligler haline geliyorlar.
bundesligaligue1Futbolun beşiği Avrupa'da, Fransa ve Almanya liglerinin ayrı bir yeri vardır. Bu liglerde her sezon farklı bir hikaye bulabilirsiniz...
Devamını oku...

Viyana'nın kapıları açıldı

Yazdır
Viyana'nın kapıları açıldı
Son galibiyetini 50 yıl önce aldığı Viyana'da Beşiktaş, geriye düşmesine rağmen 10 dakikada rüzgarı tersine çevirdi ve rakibini ikinci kez yendi.
holoskohilbertSon galibiyetini 50 yıl önce aldığı Viyana'da Beşiktaş, geriye düşmesine rağmen 10 dakikada rüzgarı tersine çevirdi ve rakibini ikinci kez yendi.
Devamını oku...

Alkışlar Cüneyt Çakır'a

Yazdır
Süper Lig'in en kalburüstü hakemlerinden biri olan Cüneyt Çakır, Şampiyonlar Ligi'nde önemli bir takımın maçını gayet iyi bir yönetimle tamamladı.
Şampiyonlar Ligi'nde en son 10 yıl önce Oğuz Sarvan'ın Sporting - Leverkusen maçını yönettiğini hatırlayacak olursak Cüneyt Çakır'ın bu maçta görev alması Türk Hakemliği adına çok önemli bir olay. Son yılların önemli hakemlerinden Cüneyt Çakır uluslararası alanda çok maç yönetti ancak bir Şampiyonlar Ligi maçı ve üstelik Barcelona maçını yönetmesi gerçekten sevindirici.
Maçın büyük bölümünü izledim. Futbol adına sıkıcı bir maç olduğunu söyleyebiliriz ama normal şartlarda sahada futbolcularla birlikte koşturduğunu bile farketmediğimiz hakemlerdeydi gözümüz. Barcelona yine Rubin Kazan'a karşı şansını tutturamadı ve puan kaybı yaşadı. Maçta goller bir nevi Cüneyt Çakır sayesinde oldu ama iki penaltı pozisyonunda da çalınan düdükler haklıydı. Benim gördüğüm kadarıyla, sadece ikinci yarıda Gökdeniz'in topuna yatarak müdahele eden ve sadece topa dokunan Puyol'a çaldığı faul ve gösterdiği sarı kart hatalıydı. Orada da yan hakemin uyarısını dikkate aldı çünkü pozisyon yardımcısının gözünün önünde oldu. Sanırım o tarafta Bahattin Duran görev yapıyordu. Neticede maçın sonucunu direkt olarak olumsuz yönde etkileyecek hatalı kararları olmadı. Zaten Barcelona için de zor şatlarda oynanan mücadeleci bir futbolun ortaya konduğu önemli bir maçı alnının akıyla tamamladı hakemimiz. Kendisini tebrik ediyoruz.
Dim lights Download Embed Embed this video on your site
cakirpuyolSüper Lig'in en kalburüstü hakemlerinden biri olan Cüneyt Çakır, Şampiyonlar Ligi'nde önemli bir takımın maçını gayet iyi bir yönetimle tamamladı.
Devamını oku...

Çanlar Bursaspor için çalıyor

Yazdır
volkansenŞampiyonlar Ligi serüvenine Valencia darbesiyle başlayan Bursaspor, grupta en fazla diş geçirebileceği rakibi Rangers'a da hatalı bir golle yenildi.
Devamını oku...

Guti Haz. çok yaşa!

Yazdır
Guti Haz. çok yaşa!
İnönü'deki Antalyaspor maçı, mevcut sisteminde futbolunun son baharındaki bir İspanyol'a ne kadar muhtaç olduğunu Beşiktaş'a hatırlatan bir maç oldu.
Geçen yıldan gole dönük futbol tarzına sahip bir takım olarak hatırladığım Antalyaspor karşısına göbekte kalabalık bir orta saha ile çıktı Beşiktaş. Kanayan yara sağ bekte Hilbert'e, solda da emektar İbrahim'e kanatları teslim etti Schuster. Quaresma ile Bobo da ileride gol arayan isimler olacaktı. Paragrafın başındaki düşünceyle tempolu futbol ve bol gollü bir maç bekliyorduk ama ilk yarıda biraz hayal kırıklığına uğradık. İkinci yarıda baskı ve anlamsız hatalar oyuna biraz zevk kattı o kadar.
Rakibi oynatmama isteği ile savunmasıyla orta sahası yakın oynamaya çalışan Antalyaspor ile bu sezon savunmasını ilerde kuran Beşiktaş, sahada oldukça kalabalık bir orta alan görüntüsü oluşturdu. Beşiktaş, Guti'nin yokluğunda tamamen çıt kırıldım Tabata'ya muhtaç hale geldi. Kendisi de korner atışları dışında bir tane etkili pas veremediği gibi çok sayıda top kaybı da yaptı. Zaten diğer adamlardan Aurelio ile Necip daha çok savunma düşüncesiyle çok ileriye çıkmayınca Ernst'in sınırlı yeteneklerine rağmen verdiği iki akıllı pasla sonuca gidebildi Beşiktaş.
Bu kadar kalabalık bir orta saha kurgusuyla doğru düzgün iki pas yapamazsanız elbette tıkanırsınız. Üstüne bir de beceriksiz beklerin bomboş bıraktığı kanatlar gelince Beşiktaş tamamen boşu boşuna topa sahip olan bir takım oldu. İşte bu noktada doğru yerde doğru paslar alıp, takımın savunmadan hücuma kesintisiz akışkanlığını sağlayan Guti'yi çok aradı Siyah Beyazlı ekip. Necip, Aurelio ve Ernst topu alır almaz daha arkasını dönmeden paralel veya geriye paslarla o akışkanlığa engel oldular. Tabata'nın boş çırpınışları da işe yaramayınca hücumda tıkanıklık oldu. Bobo'nun hareketli oluşunun ve Ernst'in bir anlık açık gözlülüğünün getirdiği gol nefes aldırsa da neden kalede durduğunu hala anlamadığımız Hakan'ın hediyesi hiç gecikmedi ve Antalya pozisyon olmayan bir atakta golü buldu. Tekrar sıkıntıya giren maçta Schuster ancak son 15 dakikada takımı biraz daha kanatlara doğru yaydı ve Quaresma asıl yerine kaydı. Tabata oyundan çok geç alındı ancak yine beklenmedik Ernst - Bobo işbirliği Beşiktaş'ı kurtardı.
Bu maçta gördük ki Quaresma, zaten tek başına ön plana çıktığı maçlarda kimseye ihtiyaç duymuyor ancak gününde olmadığı maçlarda da Guti ile oynarken daha fazla verimli oluyor. Bu maçta hem gününde olmayıp hem de Guti'den yoksun kalınca daha bir pasifleşti.
Bu maçta gördük ki Hakan Arıkan en iyi ihtimalle kendisine sadece takıma kazandırmak için verilen bir şansı da hiç etti. Neredeyse takımını üç puandan da ediyordu. Artık genç kaleci Cenk'e biraz daha fazla güvenilmesi gerektiği de anlaşılmıştır.
Bu maçta gördük ki Beşiktaş'ın hala sağ beke ihtiyacı var. O bölgedeki Erhan'ın hücum yanı sıfır, Ekrem ve Hilbert'in ise savunma sıfıra yakıni hücumu vasat... Beklerin mutlaka önünde açıklarla birlikte oynaması gerekiyor.
Bu maçta gördük ki forvette kesinlikle Bobo'nun sürekli oynatılması lazım. Rotasyonda ayrıcalığı olması lazım. Nobre'nin illa ki oynayacaksa son dakikalarda girmesi Beşiktaş adına en hayırlısı olacaktır. İyi top öldürür, iyi zaman geçirir.
Bu maçta gördük ki Beşiktaş'ın sezon başından bu yanan oynamaya çalıştığı rakibi yarı sahasına hapseden, baskılı ve pas organizasyonları fazla futbolu zaman zaman aksasa da göze hoş geliyor, izleyenlere keyif veriyor.
Guti & Quaresmaİnönü'deki Antalyaspor maçı, mevcut sisteminde futbolunun son baharındaki bir İspanyol'a ne kadar muhtaç olduğunu Beşiktaş'a hatırlatan bir maç oldu.
Devamını oku...

Sayfa 1 / 5

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Su anda buradasin Yazılar -|- Futbol