Maçı anlatan ve yorumlayanların söyledikleri klişe bir laf var ya; "Top bizi sevmedi", futbolda da çok söylenir. Ama basketbolda daha mantıklı gelebilir. Özellikle ortaya düşen ribaundlar, çemberde döne döne içeri düşen veya dışarı çıkan toplar vs. Yunanistan karşısında da böyle şanssızlıklar yaşadık. Yunanistan'ın düşük tempoda, savunmada dirençli oynayan ve iyi şutörleri olan bir takım olduğunu biliyoruz. Eurobasket'in resmi sitesindeki maç haberine "SPAN-TACULAR!" başlığını veren Spanoulis bu akşam sahneye çıkan şutörlerden biriydi. Tecrübeli guard özellikle ikinci yarıda neredeyse Yunanistan'ın her basketine imzasını attı bir şekilde. Uzatmalardaki iki üçlüğü de cabası oldu. Biz istatistiklerde her kategoride rakibe adeta ezilirken skorda kalmayı başardık bir şekilde. Peki nasıl oldu bu? Çünkü Yunan takımı da bize karşı iyi hücum edemedi. Turnuvada %55 ile saha içi isabeti bulan takım, bize karşı %38.5'ta kaldı. Bunun nedeni biraz iyi savunmamız, biraz da onların beceriksizliğiydi. Tabi ki çeyrek finale gelişimiz onları biraz çekingen hale de getirmiştir. Biz kesinlikle daha iyi bir takımız ancak bu takımı iyi yapan unsurlar sahada olmayınca kazanmanız da çok zor. Takımın lideri ve en önemli skor opsiyonu olması beklenen Hidayet sahada yok. Sırbistan maçının yıldızı, ikinci skor opsiyonumuz Ersan, ilk yarıda çenesine aldığı darbenin de etkisiyle 9 sayıda kaldı. Kötüleri saymaya kalkarsak nerdeyse tüm kadro sayılacağı için iyi olarak ön plana çıkan Ömer'i söyleyebiliriz.
Bu maçta pota altından hiç verim alamadık. Ribaundlarda biz 28 toplam ribaund alırken, Yunanistan sadece hücum ribaundu kategorisinde 17 gibi bir sayıya ulaştı ki toplamda da 47 ribaund aldılar. Ama biz 11 top kaybı yaparken onlar 19 top kaybı yaptılar. İşte skordaki yakınlığı bu hücum hataları ve düşük şut yüzdesi oluşturdu. Bu takım moralle oynuyor dedik. Maçı uzatmaya taşıyan Ender, maç sonunda acele ederek mağlubiyete sebep olan bir tercih yaptı. Girseydi kahraman ilan edilecekti belki ama ne bir sistem ne de bir disiplinle oynamadığımızın kanıtıydı tabi bir önceki pozisyonda Hidayet'in gereksiz zorlaması da öyleydi. Durum böyleyken bir de maçta 4 saniye eklenme olayı var ki Sayın Murat Murathanoğlu çok yoğun itiraz etti bu karara. Maç sonunda bunun da etkisiyle olsa gerek basında bile hakemlere suçlamalar yapıldı. Hakemler yüzünden kaybedildiği bile söylendi. Ancak eğer iki tecrübeli milli takım oyuncunuz, iki kritik hücumda anlamsız şekilde top kaybediyorsa hakemlere gelene kadar konuşulması gereken çok şey var demektir.
Bizim önce kendimize bakmamız lazım. O olumsuz karara rağmen maçı kazanma noktasına getirmişken yapılan hatalar daha önemli. Bir kez daha iyi başlayan bir turnuvanın sonunu getirememek daha önemli. Bu takım hala 2001'in üstüne bir şey koyamadı. Bunlar düşünülmeli. Tabi kazanırken olduğu gibi kaybedince de takımın yanında olunmalı. Herşey birlikte konuşularak, ortak kararlarla çözüm yolu aranmalı. Bir disiplin, bir sistem oturtulmalı. Bunları ne kadar yapabileceğiz bilemiyorum ancak takımın ve Türk basketbolunun ihtiyaçları ortada ve çözüm bekliyor. Aksi takdirde bu akşamki gibi ahlayıp vahlamaya ve başka maceralar yaşamaya devam edeceğiz.
Bu arada 5-8 maçları oynayacağız. Turnuva başka bir anlamda devam ediyor. Sıradaki maç, Yunanistan yenilgisinden yaklaşık 18 saat sonra Fransa ile TSİ 13:00'da oynanacak. Bu demoralize ve yorgun halle nasıl bir performans izleriz bilemiyorum. Neticede takım bir günde iki maç oynamış olacak. Artık 5. veya 8. bitirmek çok da farketmiyor tabi madalyaya veda etmişken ama galibiyet her zaman iyidir. Fransa karşısında da bir teselli galibiyeti beklemek hakkımız şu turnuvada.
Bu içeriği paylaş...


