12 Dev Adam'la Basketbol Keyfi

Yazdır
Basketbol Milli takımımızın ne hazırlık maçlarını izleyebildim ne de detaylı takip edebildim. Hatta turnuvadaki ilk maçını da izleyemedim. Son dünya şampiyonasında iki kez yendiğimiz Litvanya'yı bu şampiyonada da yendik. Elbette önemli eksikleri vardı ama izlemesem de takımın galibiyetten çok oynadığı oyuna yönelik olumlu eleştiriler dikkat çekiciydi. Bu yüzden Bulgaristan maçında ekran başına geçtik. Ömer Aşık @ Türkiye - BulgaristanMaça iyi başladık. Daha ilk dakikalardan fark açıldı. Bunlar nispeten zayıf rakip karşısında zaten olması gereken şeylerdi ancak hücumdaki akıcılık ve pas trafiğindeki başarı, savunmadaki geri dönüşlerdeki sürat ve gayretle birleşince izlemeye doyamayacağınız bir takım çıkarmış meydana. Ersan vücut avantajını kullanarak içeriyi zorluyor, dışarı akıllı paslar çıkarıyor. Ender hiç olmadığı şekilde hücumdaki sürati ve zenginliği ortaya çıkaran katalizör oluyor. Bunun yanında özellikle ilk yarıda bir üçlük makinesine dönüşüyor. Oynar mı oynamaz mı derken Kerem'le birlikte hücumda muhteşem bir pas trafiği oluşturuyorlar. Hidayet desen Howard'la yaptığı oyunlardan kalma alışkanlıklarla pota altını besliyor, verimli oluyor. Engin ve Ömer yokken takımda görevini Semih dışında eksik yapan yok. Semih de zaten yıllardır düşük basketbol iq'suna rağmen uzun kolları ve boyuyla milli takım seviyesinde kalabilmiş bir oyuncu. Bana göre Fatih Solak'tan çok fazla artısı yok. Oğuz da rakipte kendisini zorlayacak bir eşleşmesi olmadığından rahat bir maç çıkardı bu akşam. Polonya'nın 90 attığı takıma biz 94 attık. Ribaundlarda, top kayıplarındaki üstünlüğümüz farkın yaratıcı faktörleriydi istatistiksel olarak ve Polonya'ya göre de daha iyi. Ancak asıl sebep yukarıda saydığımız etkenlerin bütünleşmesi ve bir ahenkle basketbolun zevkli yüzünü bize göstermesiydi. Zaten oyunun gereklerini yerine getirir, asıl potansiyelinizi sahaya yansıtmayı başarırsanız skor da geliyor. Mesela kanayan yaramız serbest atışlarda bir tek 5'te 0'la Ömer Aşık kötüydü bugün. Ama savunmada yaptığı bloklarla 5 tane daha kaçırma kredisini kazandırdı kendine. Genel oyun düzeninde bir tek Barış sırıttı. Rakip belki zayıftı ama Polonyo maçı öncesi böyle bir fark ve moral önemliydi bizim için. Yarın akşam iki milli maçımız var enteresan bir tesadüf olarak. Bir tarafta Polonya'da 12 Dev Adam ev sahibiyle 19:15'te kapışacak. Bir üst gruba avantajlı gitmek ve kazanarak morali tavan seviyesine çıkartmak için çok kritik bir maç; diğer tarafta dünya kupasına gidebilmek için Bosna Hersek karşısında 21:00'da yine deplasmanda kritik bir maç. İki maçı da kazanıp bugün kötü haberlerle üzülen Türk halkına duble sevinç yaşatmalı. Yarın 130 dakikalık spor zevki yaşayalım ve kazanalım.

Bu içeriği paylaş...
Su anda buradasin Arşiv