Beş Dakikada Beşiktaş

Yazdır
Beşiktaş'ı biraz daha toparlanmış görme umuduyla geçtik televizyon karşısına. Denizli bu kez Holosko'yu ilk 11'den çekmiş, Nihat maça başlıyordu.

Beşiktaş İnönü Stadı

Beşiktaş Belediye maçına göre farklı bir oyun anlayışındaydı hücumda. Daha doğrusu ilk hafta maçında zaman zaman denediği tam anlamıyla 3'lü forvet ile oynadı ilk yarının büyük bölümünü. Bobo-Nobre-Nihat birbirlerine çok yakınlardı. Tello onların arkasında gezinirken geride klasik diziliş vardı. İlk yarıda ileriye sık çıkan Alman Fink'ti. Ancak Nihat'ın uzaktan şutları dışında çok etkili olamadı Beşiktaş. Orta saha yine yoktu. Hatta cesur bir şekilde açık futbol oynayan ve çift forvetle gol arayan Antalyaspor, önce sol sonra da sağ kanattan etkili ataklar geliştirdi. Fatih Ceylan ve Zitouni iyi oynadılar. Tabi bunda en büyük payın kanatlarda metrelerce ileri gidip gelmek zorunda olan İbrahim ve Erhan'ın zaman zaman aksamaları olduğu söylenebilir. Özellikle ikinci yarıda o kadar bindirmeden sonra Erhan'ın nasıl olacağını merak ediyordum ki tahmin ettiğim gibi yorgundu ve ilk yarıdaki temposundan eser yoktu. Ancak bunun olması normaldi lakin Beşiktaş'ın sol kanadı hiç çalışmadı ilk yarıda. Hep sağ kanattan çıkışlarıyla etkili olmaya çalıştı Erhan. Maalesef tek etkili ortasında Nobre'nin uçarak kafa vuruşunda top şans faktörüyle Ömer'in kafasından geri döndü. Başka da düzgün ortası yoktu Erhan'ın. Hücum yönünün zayıf olduğunu söylemiştik ve bu tarafını iki maçta geliştirmesini de beklemiyoruz tabi ki. İlk yarıdaki iki pozisyonumuzdan biri Nobre'ninkiydi. Diğeri de Nihat'ın savunma arkasına muhteşem şekilde sarktığı pozisyondu. Ancak Nihat pozisyonu orta-şut karışımı bir vuruşla harcadı. Bobo'nun önüne bırakılacak bir pas golü getirmeye yetecekti. Tello Nihat Beşiktaşİlk yarı zaten seyircisiz oynanmasının verdiği keyifsizliğe bir de kötü futbolun eklenmesiyle duble rahatsız edici bir maç oldu. İkinci yarıda daha tempolu bir Beşiktaş izledik. Tabi bu tempoyu bir 15 dakikalık bölümden sonra yakaladılar. 65. dakikada Uğur ve Holosko'nun oyuna girmesi bambaşka bir Beşiktaş izlememize sebep oldu. Uğur Fink ve Ernst'e göre ayağında top tutabilen, pas dağıtabilen ve hücum yönü de olan bir oyuncu. İki Alman'da inat edilmesinden ziyade bu oyuncuya şans tanınsa orta sahadaki kısırlık çözülebilir bu maçta olduğu gibi. Tello da Uğur'un oyuna girmesiyle sanki daha rahat oynamaya başladı ve atılan ilk gole ortak olurken, ikinci gole imzasını attı. Holosko da Erhan'ın yorulması nedeniyle aksayan sağ kanada tempo getirdi ve özellikle içeri yaptığı koşularda savunmanın dengesini bozdu. Nitekim yine o koşulardan birinde golü de buldu. Bu futbolcunun yedek kalmasını anlamak güç. Bu arada Bobo'nun motivasyon eksikliği ve formsuzluğu da açıkça görülüyor. En son biz seyahatteyken St. Etienne muhabbeti çıkmış. Beşiktaş'ın bir an önce bu sorunu da halletmesi gerekiyor. Yoksa Beşiktaş sahada 10 kişi gibi oynuyor. İbrahim Üzülmez de ilk maçında iyi gözüktü. Bu adam yorulmak bilmiyor. Belki hücumda çok etkili olamadı ama genel olarak iyiydi. Ferrari ve Sivok için çok zor bir maç olmadı. Zamanla birbirlerine alıştıkça daha iyi olabilirler. Tabi İbrahim Toraman iyileştiğinde nasıl bir rotasyon olacak bilemiyorum. Sonuçta Beşiktaş 5 dakikada bulduğu iki golle 3 puan almayı başardı. Beşiktaş adına kilidi Uğur ve Holosko takviyesiyle Tello çözdü. Orta sahada pas zenginliği artınca, savunmadan ileriye doğru atılan anlamsız uzun toplardan vazgeçildi ve rakip baskı altına alındı. Sonunda goller de geldi. İşte Beşiktaş'ın oynaması gereken oyun ikinci yarıdaki yaklaşık 15 dakikalık oyun. Beşiktaş'ta savunmadan ileriye uzun toplar atabilecek savunma oyuncuları yok. Fink ve Ernst de orta sahada top tutarak pas yapabilecek oyuncular değiller. O yüzden bu maçtaki görüntüsüyle Uğur bu sorunu hafifletebilir. Ayrıca Holosko hem Beşiktaş'ın temposunu yükselten hem de Erhan'ı savunmada destekleyebilen bir oyuncu ve yedek kalması mantıklı değil.

Bu içeriği paylaş...
Su anda buradasin Arşiv