• Videolar

  • Fotoğraflar

NHL Buz Kızları Lakers vs Celtics TBL Şampiyonu Fenerbahçe Dünya Kupası Özel
 
 

Dünya Kupası Günlüğü - 1

Yazdır
Günlerdir geriye saydığımız 2010 Dünya Kupası nihayet başladı. İlginç bir şekilde ilk maça dakikalar kala beni bir heyecan sarmıştı. Ve kupanın ilk düdüğü geldi.
İlk maçta ev sahibi Güney Afrika ile Meksika karşı karşıya geldi. Meksika hazırlık maçlarında iyi bir görüntü sergilemişti ve bu maç öncesi ağır basan taraftı aslında. Kupa açılışı iyi olur mu derken beklentilerin ötesinde tempolu ve zevkli bir maç oldu. İlk yarı Güney Afrika belki de evindeki bu büyük organizasyonunun heyecanından dolayı ayağında top tutamadı, savunmada kaldı. Meksika oyunun hakimiydi ancak Afrika savunmasını delemedi, son bitirici hamleleri yapamadı. İkinci yarıya Güney Afrika ilk yarının aksine çok daha iyi başladı. Bir ani atakta da Meksika'nın maç boyunca alarm veren kalecisi Perez'in de kararsızlığından yararlanan Tshabalala'nın harika golüyle ev sahibi 1-0 öne geçti.
Golden sonra Meksika kontrollü hücumları bırakıp daha fazla saldırmaya başladı ki bu Güney Afrika'nın da işine geldi. Meksika geride çok geniş alanlar bıraktı ancak Güney Afrika bu fırsatı iyi kullanamadı derken 79'da Barçalı Marquez'in golü geldi. Kale sahasında istediği gibi vuramadı ama top ağlara gitti. Meksika 1-1'i yakaladıktan sonra da Güney Afrika daha iyiydi. Son dakikalarda tekrar öne geçme fırsatı da geldi ama çok net bir gol fırsatında top direkten döndü. Maç 1-1 berabere bitti ama çekişmeli, mücadeleli ve temposu yüksek bir futbol izledik. Yani Dünya Kupası iyi başlamış oldu.
Günün ikinci ve son maçında ise A grubunun favorisi iki takım karşı karşıya geldi. İlk maçın aksine oldukça zevksiz, kısır bir futbol vardı sahada. İlk yarıda Fransa bariz üstünlük kurdu rakibine. Ancak ceza sahasına doğru dürüst giremediler. Henry'nin yedek başladığı maçta Ribery sol kanattan etkili bindirmeler yapmayı başardı ancak devamı gelmedi. Uruguay ise Forlan ve Suarez gibi iki etkili forveti olmasına rağmen yaptığı cılız kontralarla hücumda çok sönük kaldı. Ancak Uruguay'ın savunmada çok başarılı olduğunu söyleyebiliriz. İkinci yarıda da fazla pozisyon vermediler, hata yapmadılar. Fenerbahçe'den tanıdığımız Lugano hakeme itirazdan sarı kart görerek bizi şaşırtmadı. Anelka, Govou gibi isimler çok etkisizdi ve orta saha ile forvet arasında da bir uyumsuzluk var gibiydi. Kupanın ilk kırmız kartı da bu maçta çıktı. Maç tatsız, tutsuz bir şekilde 0-0 sona erdi.
Dünya Kupası Günlüğü - 1Günlerdir geriye saydığımız 2010 Dünya Kupası nihayet başladı. İlginç bir şekilde ilk maça dakikalar kala beni bir heyecan sarmıştı. Ve kupanın ilk düdüğü geldi.
Devamını oku...

Lakers kaçıyor, Boston yakalıyor

Yazdır
Final serisinin 4. maçı tam bir meydan muharebesi şeklinde geçti. Hakemlerin düdüklerini evde unutmasıyla açık ara serinin en sert maçını Celtics kazandı.
Karşılaşma öncesinde evindeki ilk maçı kaybetmiş olmanın büyük dezavantajını yaşayan Boston cephesi, artık serinin kalan tüm maçlarında diken üstünde olacaktı. Her maça kazanmak için çıkmaları yeterli olmayacaktı. Artık kazanmaktan başka çareleri yoktu. Yani bir nevi can havli ile seriyi lehlerine çevirmeye çalışacaklardı. O yüzden maça daha istekli ve baskılı başlamaları gerekiyordu. Öyle de yaptılar.
Maça Boston, başlaması gerektiği gibi istekli ve mücadeleci başladı. Hızlı ve içeriden oynayarak basketler buldular. Savunmada daha dikkatliydiler. Gasol ilk dakikalarda yüksek posttan ard arda basketler buldu. Ancak iki takımın da savunma dozajı biraz daha artınca atışlar kaçmaya başladı. Boston tempo bulduğu anlarda hep hızlı hücumlarla pota altından basketler buldu. İlk altı dakikada karşılıklı basketlerle skorda denge vardı. Lakers'ta şutlar kaçmaya başladı ancak Boston da skor bulmakta zorlandı ilk çeyreğin sonlarına doğru. Pierce 10 sayıyla Boston'ın ilk çeyrekteki en etkili ismi oldu. İlk çeyrekte iki takımın da kötü yüzdeyle basket bulmasıyla skor biraz düşük kaldı. Ev sahibi çeyreği 19-16 önde kapattı.
Boston ikinci çeyreğe Robinson'ın üçlüğüyle başladı. Farmar'dan yanıt gecikmedi. İki takımın mücadelesi üst düzeyde devam etti. Shannon Brown, Kobe çeyrek başında kenardayken inanılmaz etkili oynadı. İkinci çeyrekte Kobe Bryant ritmini bulunca hem Lakers'ı skorda tuttu hem de Boston Celtics'in hızını kesti. Lakers, Boston'ı önce yavaşlatıp sonra da üstünlük kurma düşüncesini ilk yarının sonlarına doğru gerçekleştirmeyi başardı. Boston ikinci şans sayılarıyla skorda tutunabildi. İlk çeyrekte sahanın yıldızı olan Pierce, ikinci çeyrekte ortalıklarda yoktu. Lakers, ilk yarıyı Gasol ve Kobe'nin etkili oyunu ve savunmada Celtics'e yaşattığı zorluklarla 45-42 önde kapadı.
İkinci yarı da çekişmeli başladı. Fisher'ın ekstra basketleri ve hücumda iyi top çevirmesiyle Lakers önde kalmayı başardı. Boston ise yine hızlı geldiği hücumlarda basketler bulabildi. Bynum'ın dizindeki ağrılarının artmasıyla sahada fazla kalamadığı maçta Odom'ın ribaundlara yaptığı katkı da önemliydi. Ancak maçın genelinde çok kopuk oynadı. Lakers'ta Gasol ve Odom, pota altını uzunlara iyi kapatarak dış şutlarda başarısız olan Boston'a karşı savunmada iyi karşı koydu. Ancak Lakers da hücumda çok başarılı değildi. Bu yüzden skorda hiç büyük kopmalar olmadı.
Maçta iki takımın da hücumda zorlanmasının sebebi sertliği önceki maçlara göre iyice artan savunmalardı. Bunda seyircinin de payı büyüktü bence. Bynum ikinci yarıda ancak 9 dakika sonra oyuna girebildi, bir iki dakika kaldı. Celtics'in tempo yakaladığı anlarda kaçan şutlar ev sahibi takımın üstünlük yakalamasını engelledi. Lakers'ta Kobe çeyreğin sonuna doğru zor ve önemli basketlerle takımını oyunda tutmaya devam etti, üçüncü çeyreğin yıldızı oldu. Lakers son çeyreğe 62-60 önde girdi.
Lakers son çeyreğe de Gasol'ün etkili oyunuyla başladı. Pota altında ayaklarını çok iyi kullanan Gasol takımına önemli basketler kazandırdı. Boston da Glen Davis ile ayakta kalarak öne de geçmeyi başardı. Davis ilk dört dakikanın yıldızıydı. Maç artan tansiyonla iyice Amerikan futbolu havasına büründü. Bir ara yerlerde iki seksen uzanmış topu arkadaşına geçirmeye çalışan topçular vardı. Celtics bu çeyrekte oyuna ağırlığını koyarak 71-64 üstünlük kurdu. Son 3 dakikada 12-2'lik bir seri yakalamayı başardı. Rasheed Wallace maçtaki ilk basketini bitime 6 dakika kala attığı uzun mesafeli üçlükle bularak karakterini bir kez daha ispatladı.
Lakers son çeyrekte Kobe ve Gasol'ü unutsa da Odom ile basketler buldu. Boston'da Nate Robinson'ın da ekstra işleri takımının üstünlüğünü korumasını sağladı. Celtics son dört dakikaya 11 sayı farkla önde girdi. Ancak Lakers son 2:45'te farkı 6 sayıya kadar indirdi. Maçın son dakikalarında ikinci yarıda kayıpları oynayan Paul Pierce kritik sayılar buldu. Lakers'ın farkı 3 sayıya indirebileceği bir hücumda Kobe'nin pasına elini sokan Rondo topu Lakers potasına bırakırken, belki de maçın sonucuna tek imzasını attı. Bu basket Lakers'ı iyice çökertti. Celtics maçı 96-89 kazanarak seriyi 2-2 eşitledi.
Final serisi beklendiği gibi efsanevi bir şekilde ilerliyor. Her maç ayrı bir hikayenin ayrı kahramanları ortaya çıkıyor. İlk maçta Lakers'ı galibiyete taşıyan ki Los Angeles takımı adına serinin anahtarları olan Gasol ve Bynum'ın pota altı dominasyonunu izledik. İkinci maçta Boston adına ilk yarıda Ray Allen sahneye çıkarak rekorlar kırdı, 32 sayı attı. İkinci yarıda Rondo bayrağı devralarak seriyi eşitledi. Üçüncü ve serinin bana göre en kritik maçında Lakers'ın uyuyan güzeli Fisher çıktı bu kez sahneye. Tek başına Boston'ı Garden'da yıktı. Ve bu mücadele dolu son maçta Boston'ın ağır işçisi Glen Davis çıktı son çeyrekte sahneye. Maçı takımına terinin son damlasına kadar mücadele ederek getirdi. Tabi bir yardımcısı da Nate Robinson oldu.
Artık seride beşinci maçı bekliyoruz. Umarım onu izleyebilirim çünkü Boston adına ikinci ya tamam ya da devam maçı olacak. Seride 3-2 öne geçmeleri Lakers'ı bayağı strese sokar ama son iki maç Los Angeles'ta olacağından şansları rakiplerine göre daha az. Ancak kaybederlerse seri 7. maça uzamayacaktır.
Bu maçta Lakers, Bynum'ın yokluğunu çok hissetti. Özellikle ikinci yarıda Boston, pota altında bir dönemlik duvara toslama aşamasından sonra cirit attı. Davis oraların tek hakimi oldu. Kobe Bryant 33 sayı atmasının yanında takımını seride ilk kez bu kadar iyi sırtladığı maçta galip gelemedi. Gasol bence seri boyunca istikrarlı oyununu sürdürdü. Sadece bu maçta biraz fazla sertlikle karşılaşınca savunmada aksadı, Bynum yokken daha fazla yoruldu. Lakers yedeklerden de destek alamayınca kaybetti. Boston'a maçı getiren en önemli faktör ribaundlardaki üstünlük ve buna bağlı olarak ikinci sans sayılarıydı. Yoksa maç boyunca çok iyi hücum ettiklerini söylemek çok zor. Paul Pierce'ın maçın başında ve sonunda etkili olması yedeklerin o katkısı olmasa hiçbir işe yaramayacaktı. Herhalde beşinci maçta tüm çeyreklerde etkili olması gerektiğinin farkında olarak oynar.
Seri artık 2-2 oldu. Lakers'ın hala avantajlı olduğunu düşünüyorum. Beşinci maçı da kaybetseler dahi Los Angeles'ta iki harika maç izleyeceğimize eminim. Bekleyip görelim.
Celtics 96-89 LakersFinal serisinin 4. maçı tam bir meydan muharebesi şeklinde geçti. Hakemlerin düdüklerini evde unutmasıyla açık ara serinin en sert maçını Celtics kazandı.
Devamını oku...

Fisher yaptı yapacağını

Yazdır
Maalesef yorgunluk ve uykunun galip çıktığı bir gece final serisinin üçüncü maçını izleyemedim ve Fisher'ın maç kazandıran performansını göremedim.
Son maçtaki yenilgiden sonra Lakers'ın bu maçı Garden'da kazanması zordu ve onlar da zoru başardı. Boston'da üç maçlık periyotta alacakları bir galibiyetin onları şampiyonluğa taşıyacağını söylemiştik ve daha ilk maçı kazanmış olmaları çok büyük bir avantaj sağladı. Bundan sonra Boston'ın işi çok zor olacak. Üst üste iki maç kazansa bile Staples Center'a gitmek zorundalar. Bakalım serinin kalan maçlarında neler olacak?
Maça baktığımızda tabi ki izleyemediğimiz için çok fazla ahkam kesemiyoruz ancak Derek Fisher'ın istatistikleri seride oynamaya başlamak için ilk deplasmana beklediğini söylüyor sanki. Lakers'ta bu maçta pota altı sadece 22 sayılık katkı verirken, Fisher, 16 sayı üretti ve bu sayıların 11'i kritik son çeyrekte geldi. Boston'a KG'nin basket atmayı hatırladığı maçta yenilen taraf olması onun için hiç iyi olmadı. Son maçta 7'de 7 üçlük isabetiyle hem de bir devrede bunu gerçekleştirerek bir efsane olan Ray Allen da bu maçta 8'de 0 üçlük atmış ki zaten basketi de yok. Toplamda 13'te 0 gibi inanılmaz kötü bir performansla Allen sanki sahada 42 dakika kalmasına rağmen hiçbir şey yapmamış gibi görünüyor.
Nitekim Lakers Kobe Bryant'ın da 29'da 10 gibi kötü bir isabet yüzdesiyle oynadığı, uzunlarından da ilk iki maçtaki gibi skor katkısı alamadığı maçı kazanmayı başararak önemli bir işe imza attı. Şimdi baskı Boston'ın üstünde...
Celtics 84-91 LakersMaalesef yorgunluk ve uykunun galip çıktığı bir gece final serisinin üçüncü maçını izleyemedim ve Fisher'ın maç kazandıran performansını göremedim.
Devamını oku...

Dünya Kupası Tivibu'da!

Yazdır
TTNET'in kullanıcılarını memnun edebilen ender servislerinden Tivibu, sporseverlere bir güzellik daha yapıyor ve Dünya Kupası maçlarını canlı veriyor.
Yaklaşık bir aydır kullanıyorum Tivibu'yu ve çok faydalı bulduğumu söyleyebilirim. Gözümüze çarpan bazı eksikleri var elbetteki ama bizi nette dolaşan ne olduğunu bilmediğimiz bir sürü abuk sabuk internet canlı tv programlarından kurtardığı için Tivibu'ya teşekkür etmeliyiz. Belki kotalı internet kullanıcıları için cazip değil ancak benim gibi limitsiz ve dizüstü bilgisayarlarıyla seyyar takılan kimseler için çok güzel bir tv izleme aracı, üstelik arayüzü de çok şık.
Neyse reklamları yaptıktan sonra geçelim asıl meseleye. Tivibu'yu benim için çekici kılan asıl durum TTNET gibi büyük bir kuruluşun ürünü olması dolayısıyla zaman içerisinde sürekli geliştirilecek olması. Yani zamanla bünyesindeki kanal sayısının artması ve özellikle spor organizasyonları için özel hamleleri olmasını bekliyordum ki ilki geldi. Tivibu 2010 Dünya Kupası maçlarını online izleme şansını sunuyor bize. Tabi maçlar açık kanalda olacağı ve herkesin artık hd görüntüyle izleyeceği bir kupayı netten çok daha düşük bir çözünürlükle izlemek cazip gelmeyebilir ama çoğu insan da ekran karşısında rahat rahat izleyemeyeceği maçları pekala tivibu ile takip edebilir. Özellikle gün ortasında oynanacak maçlar da Tivibu, mesai saatlerine denk geldiğinden ofis ortamında da kişisel bir televizyon lüksü sunmuş olacak. Yani elimizde uygun bir ücrete çok cazip bir alternatif mevcut olacak.
Tabi bizim beklentilerimiz daha yüksek. İlerde istediğimiz futbol maçını daha kaliteli bir bağlantı ve görüntüyle herhangi bir dekodere muhtaç olmadan parası neyse bir kereliğine vererek izleme şansımız olacak mı acaba sorularıyla heyecanlanıyoruz. Bakalım ileride ne gibi ek hizmetleri olacak Tivibu'nun sporseverlere... Şimdilik Dünya Kupası'ndaki performansına bir bakmak en iyisi
TivibuTTNET'in kullanıcılarını memnun edebilen ender servislerinden Tivibu, sporseverlere bir güzellik daha yapıyor ve Dünya Kupası maçlarını canlı veriyor.
Devamını oku...

Önce Allen, sonra Rondo

Yazdır
Serinin ilk maçında pota altında üstünlüğü rakibine kaptıran, Rondo'dan verim alamayan Celtics, bu maçta tam tersi bir görüntüyle maçı 103-94 kazandı.
İki takım da maçın başını ilk maçtaki aynı mentalite ve eşleşmelerle oynadı. Lakers içeriden oynamaya devam ederken, Boston yine orta mesafeli şutları kaçırdı ilk iki dakikada. Lakers hücum ribaudlarında da etkiliydi. Garnett daha üç dakika geçmeden ikinci faulünü aldı ama oyunda kaldı, Rivers bir dakika sonrasında onu kenara çekti. İlk dakikalarda 7-2 geriye düşen Boston ve Rondo'da biraz kıpırdanma oldu ve skor yine dengelendi. Pota altında Bynum'u çok iyi besleyen Lakers, çok rahat smaç basketler buldu. Lakers'ı ilk altı dakikada uzunları taşıdı. İçeriden üretimde zorlanan Boston'ı Ray Allen'ın üst üste basketleri skorda tuttu. Gasol ve Allen ilk çeyreğin yıldızlarıydı. Maç ilk maça göre çok daha tempolu gitti çeyrek boyunca. Rondo da ilk maçtaki durgunluğundan uzak penetre eden, aktif bir görüntüdeydi ve bu da Boston'a çok önemli katkı yaptı. Celtics çeyreğin sonlarında pota altını iyi savunmaya başladı ve Lakers'ı dış şutlara zorladı. Kaçan şutlarla birlikte Boston öne geçti. Lakers'ta Odom da ilk çeyrekte 3 faul alarak sıkıntı yaşadı. Celtics ilk çeyreği 29-22 önde kapadı. İlk çeyrekte Kobe de ortalarda yoktu.
İkinci çeyrekte de Boston savunmadaki üstünlüğünü korudu. Lakers'ı pota altına sokmadı. Rondo'nun hücumdaki penetreleri, Boston şutörlerine rahat şut imkanı tanıdı. Lakers biraz içeriden oynayarak sayılar buldu ancak Ray Allen'ın üçlük performansı sürünce skor 36-26 oldu ve koç Jackson çaresiz mola aldı.
Lakers mola sonrası savunmada pota altında blokları konuşturmaya başlayınca oyun dengeye geldi. Ancak dengesiz hücumlara devam eden Lakers, potasında fast breakler yemeyi sürdürdü. Allen'ın arka arkaya gelen üçlükleri Lakers'ın başını yakmaya devam etti. Fark altı dakika kala 14 sayıya kadar çıktı. Allen, Bryant'ın savunmasına rağmen 6'da 6 üçlüğe ulaştı ve bir NBA rekoruna da ortak oldu. Bir NBA final serisi maçında 6 üçlük atarak Kenny Smith ve Scottie Pipen'ın rekoruna ortak oldu. Kobe'nin tek başına gayretiyle Lakers biraz daha oyuna tutundu. Ancak Bryant anlamsız bir hücum faul düdüğüyle üçüncü faulünü alarak kenara geldi. Ray Allen 2:26 kala bir üçlük daha atarak rekoru kırdı ve bir dakika kala 8. üçlük atışında ilk kez kaçırdı.
Lakers ikinci çeyreğin ikinci bölümünde serbest atışlarla farkı yavaş yavaş azalttı. İlk yarının son hücum için oyuna giren Kobe, son saniyede mesafe tanımadan gönderdiği üçlükle bir anda takımına muhteşem moral depoladı ve Lakers ilk yarıyı 14 sayılık farktan sadece altı sayıya düşürerek 54-48 geride kapadı. Ray Allen'ın 7 üçlükle tamamladığı 27 sayılık ilk yarı performansı unutulmazdı. Ancak Ray Allen'ın bu performansına ve Boston'ın kolay basketlerine rağmen farkın çok yükseklere çıkmaması Lakers'ın iki uzununun özellikle ilk yarının 3'te 2'lik bölümünde gösterdiği müthiş savunma ve hücum etkinliği idi. İlk beş oyuncularına baktığımızda Garnett ve Perkins toplam 18 sayı, 10 ribaund ve 10 blok ile oynarken, Gasol ve Bynum 46 sayı,14 ribaund ve 13 blok ile oynadılar ki çok kritik anlarda gelen bloklar vardı. Lakers ilk maçtaki gibi uzunlarından beslenmeyi sürdürdü ancak ilk maçta galibiyeti getiren Kobe desteğinden yoksun kaldılar. Üstüne Rondo ve Allen'ın üst düzey performansları Boston'ı galibiyete itti.
Lakers ikinci yarıya çok hızlı başladı. Boston'ın top kayıplarını baskete çevirerek, farkı bir dakikada iki sayıya indirdi. Lakers iki dakika sonunda öne geçince bu kez Boston mola almak zorunda kaldı. Sonrasında iki takım da iyi hücumlarla bir süre karşılıklı basketler buldular. Kobe'nin çeyreğin bitimine altı dakika aldığı yine ilginç bir faulle dörtlemesi Lakers'a sıkıntı yarattı. Geçen maçta acayip faullerle kenara gelmek zorunda kalan Allen'ın yerini bu kez Kobe aldı. İlk yarıda 27 sayı üreten Ray Allen ikinci yarıda 8 dakikalık suskunluktan sonra maçtaki 8. üçlük basketini attı. Üçüncü çeyrekte başa baş giden bir maç izledik. İki takım da boyalı alanı kullanarak ya basketlerden ya da faullerden skor üretmeyi başardılar. Lakers'ın Kobe'nin yokluğuna rağmen skorda tutunması önemliydi. Bu bölümde Gasol'ün etkin oyunu göze çarptı. Son çeyreğe 72-72 eşitlikle girildi.
Son çeyrekte Kobe Bryant'a bu kez doğru çalınan faulle süper yıldz beşinci faulünü almış oldu. Bu çeyrekte de karşılıklı basketler devam etti. Bititme 5:30 kala ilk maça göre çok daha iyi oynayan ve ikinci yarıda Boston'ı sırtlama görevini Allen'dan devralan Rondo 19 sayı, 12 ribaund ve 10 asist ile triple-double yaptı. Rondo son çeyrekte iyice insiyatif alarak takımını skorda sırtladı. Alakasız düdükler de gelmeye devam etti. Maçın bitimine 1:28 kala mola almak isteyen Boston coach'u Doc Rivers'ın sahaya dalışı görülmeye değerdi bu arada.
Celtics beş sayılık önemli bir üstünlükle son 1.5 dakikaya girdi. Yeşiller'in son bölümde 11-0'lık bir seri yakalaması onları son dakikaya sekiz sayı farkla üstün girmelerini sağladı. Ancak Kobe'nin inanılmaz üçlüğü farkı beş sayıya indirdi. Yine de Boston, Artest'in gereksiz bir faulü sonrasında Rondo ile bir sayı daha bularak farkı altı sayı yaptı. Rondo sonrasında Kobe'nin de topunu çalarak Boston'ın galibiyetinde çok önemli rol oynadı. Kalan sürede taktik fauller gelmeye başladı. Boston 103-94 kazanarak, rakibine bu sezonki play-off'larda ilk iç saha yenilgsini yaşattı ve seriyi 1-1 gibi avantajlı bir eşitlikle Boston'a taşıdı.
İlk maçta hakemlerin oyunun hızını kesmesi ve Lakers'ın pota altını çok iyi kapatması, Ray Allen ve Rondo'nun verimsizliğiyle birleşince Boston için yenilgi kaçınılmaz olmuştu. Hatta bu maçta da fark 14 sayıdan 6 sayıya kadar düşerken o süreçte bunu tekrar yaşadılar. Ancak maçın genelde temposunun yüksek oluşu ve hızlı tempoda Rondo'nun ritmini bularak takımı oynatması, Ray Allen'ın mükemmel şut performansıyla birleşince, uzunlarından ve Paul Pierce'dan beklediği katkıyı alamayan Boston'a galibiyeti getiren faktörler oldu.
Lakers ilk maçtaki gibi uzunlarından faydalandı ama bu kez Kobe'nin faul problemleri ve bir türlü şut ritmini bulamaması, kenardan katkı alınamaması Lakers'a yenilgiyi getirdi.
Seri artık Boston'a taşındı. 9 Haziran Çarşamba sabahı Garden'da üçüncü maçın galibi belli olacak. Kim öne geçerse çok avantajlı tabi ancak Lakers'ın buradaki üç maçlık seride birinci ya da ikinci maçı kazanması onları şampiyonluğa taşımaya yetecektir diye düşünüyorum.
Lakers 94-103 CelticsSerinin ilk maçında pota altında üstünlüğü rakibine kaptıran, Rondo'dan verim alamayan Celtics, bu maçta tam tersi bir görüntüyle maçı 103-94 kazandı.
Devamını oku...

Legolarla İngiltere 1966 finali

Yazdır
Futbolun beşiği İngiltere'deki ilk Dünya Kupası'nda ev sahibi, finalde Batı Almanya'yı uzatmalarda 4-2 yenerek kendi ülkesinde kupayı kaldırmıştı.
İngiltere'nin hala milli maçlarını oynadığı tarihi Wembley Stadı'nda oynanan heyecanlı ve bir o kadar tartışmalı kararların olduğu mücadelede, Geoff Hurst'ün final maçında hat trick şovu ülkesine kupa kazandırmıştı. Bir Almanya bir İngiltere öne geçerken maçın normal süresi 2-2 bitmişti. İngiltere'nin maçtaki ilk golünü atan Hurst, uzatma dakikalarında da iki gol atarak Almanlar'ı yıkan isim olmuştu.
Guardian'ın internet sitesinde bu maçla ilgili çok değişik, sevimli ve yaratıcı bir video ile karşılaştım ve burada paylaşmadan edemedim. O tarihi maçın gollerini legolar ile izletiyor bize bu video ama görüntülerin siyah beyaz olmasından, hakeme itirazlara, seyircilerin coşkusuna kadar herşey düşünülmüş, sonuçta çok iyi bir video çıkmış ortaya...
Dim lights Download Embed Embed this video on your site
Legolarla İngiltere 66 FinaliFutbolun beşiği İngiltere'deki ilk Dünya Kupası'nda ev sahibi, finalde Batı Almanya'yı uzatmalarda 4-2 yenerek kendi ülkesinde kupayı kaldırmıştı.
Devamını oku...

Dört yıl önceki en iyi goller

Yazdır
Dünya Kupası'na geri sayım sürerken, futbola bizi en çabuk ısındıran güzel golleri bir hatırlasak çok iyi olur. İşte 2006'daki kupadan müthiş goller...
Philipp Lahm - (Almanya vs Kosta Rika)
Ev sahibi Almanya, kupadaki ilk maçında Kosta Rika'yı 4-2 ile devirirken, maçın açılış golü 6. dakikada Lahm'tan nefis bir şekilde geldi.
Torsten Frings - (Almanya vs Kosta Rika)
Yine Almanya'nın Kosta Rika karşısında adeta şov yaptığı maçta kapanış golü de en az açılış golü kadar güzeldi. Frings 87. dakikada topu müthiş bir faso vererek ağlara gönderdi.
Tomas Rosicky - (Çek Cumhuriyeti - ABD)
Çek Cumhuriyeti'nin turnuvadaki tek galibiyetini aldığı maçta Tomas Rosicky, ABD'yi yıkan adam olmuştu. Attığı iki golden biri turnuvanın en güzel golleri arasına girdi.
Fernando Torres - (İspanya vs Ukrayna)
İspanya da turnuvaya müthiş bir başlangıç yapmıştı. Ukrayna karşısında alınan 4-0 galibiyette Fernando Torres'in 81. dakikada  topu ağlarla buluşturduğu dördüncü gol özellikle hazırlanışı itibariyle turnuvanın en güzel gollerinden biriydi.
Steven Gerrard - (İngiltere vs Trinidad & Tobago)
Gerrard'ın mesafe tanımadan kaleye gönderdiği sert füzelerini biliyoruz. 2006 Dünya Kupası'nda da zayıf rakipleri Trinidad Tobago karşısında takımının ikinci golünü yine bir füzeyle atarak sadece İngilizler'i değil tüm futbolseverleri ayağa kaldırmıştı.
Esteban Cambiasso - (Arjantin vs Sırbistan Karadağ)
Maradona'nın Inter'le şampiyonluklar yaşamasına rağmen 2010 kadrosuna almadığı Cambiasso, 2006'da Sırbistan Karadağ ile oynanan grup maçında, rakip yarı sahaya yerleşen Arjantin'in gole giden yolda yaklaşık 25 pas yaptığı atağının sonunda Batistuta'nın müthiş topuk pasına çok güzel vurarak topu ağlara göndermişti.
Bakary Kone - (Fildişi Sahilleri vs Hollanda)
Hollanda karşısında 2-0 geriye düşmüş olan Fildişi Sahilleri'nde Kone, neredeyse orta sahadan aldığı topla, rakip ceza sahası önüne kadar müthiş bir deparla gelerek çok klas bir vuruşla golü bulmuş ve takımını umutlandırmıştı ancak maçı 2-1 kaybetmişlerdi.
Deco - (Portekiz vs İran)
Bu kupada nispeten kolay bir grupta yer alan Portekiz'in İran'la oynadığı maçta, Figo'nun pasında ceza sahası yayının önünde topla buluşan Deco, gelişine çok düzgün ve sert bir vuruşla kalecinin şaşkın bakışları arasında topu ağlara göndermişti.
Joe Cole - (İngiltere vs İsveç)
İngiltere'nin grubunda İsveç'le 2-2 berabere kaldığı maçta açılışı Joe Cole 34. dakikada yapmıştı. Korner atışında ceza sahası dışına gelen topa sol çaprazdan inanılmaz bir vole ile vuran Cole, mükemmel bir gol atmıştı.
Maxi Rodriguez - (Arjantin vs Meksika)
Yine ceza dışından yine mükemmel düzgünlükte bir vuruşla atılan bir gol. Rodriguez sol kanattan yapılan uzun ortaya ceza sahasının sağ çaprazında müthiş bir göğüs kontrolüyle daha top yere inmeden vurarak topu ağlara göndermişti.
Dim lights Download Embed Embed this video on your site
2006 Dünya Kupası GolleriDünya Kupası'na geri sayım sürerken, futbola bizi en çabuk ısındıran güzel golleri bir hatırlasak çok iyi olur. İşte 2006'daki kupadan müthiş goller...
Devamını oku...

Paris kimseye yaramadı!

Yazdır
Çok değil bir hafta önce Justine Henin, final havasında geçen bir maç sonunda Sharapova'yı eleyerek şampiyonluğa göz kırpmıştı Roland Garros'ta ama...
Olmadı... Belçikalı finali geçtik, çeyrek finale bile yürüyemedi. 4. turda Stosur geldi Henin'in karşısına. Artık önündeki tek zorlu engelin Serena olduğunu düşünüyordum. Stosur'la bu sezon ikinci kez karşılaştı. İlk maçları da zaten hemen hemen bir ay önce Porche Tennis Grand Prix finaliydi. O finali 2-1 kazanan Henin'in Sharapova gibi bir rakibi eledikten sonra buradaki maçı da kazanmasını bekledik. Stosur yine ilk seti verdi ancak ikinci sette sadece bir oyun verdi Henin'e. Son seti de bu kez Stosur kazandı daha önemli bir turnuvada ve rövanşı sağlam aldı. Herhalde nazar değdirdik Henin'e ya da Paris bu turnuvada kimseye yaramadı. Bütün favoriler tel tel döküldü. Henin ile birlikte Jankovic, Williams kardeşler, Dementieva gibi önemli raketler de dördüncü turdaydı. Stosur çeyrek finalde Serena Williams'ı da devirirken, Schiavone de Wozniacki'yi eledi. Yarı finalde Jankovic ve Dementieva da gidince çok değişik bir final maçı ortaya çıktı.
Artık favorilerimizin elendiği turnuvada bizi pek ilgilendirmiyordu ancak final maçını 1 saat 38 dakika sonunda İtalyan tenisçi Schiavone aldı ve bayanlarda grand slam kazanan ilk tenisçi olma başarısını yakaladı. Bu o ve İtalya için önemliydi tabi ki. Bu turnuvada bir Belçikalı'yı hiç izleyemedik, diğerini de kupayı kaldırırken göremedik. Umarım gelecek turnuvalarda favorilerimiz yine finalde karşılaşır...
schiavoneÇok değil bir hafta önce Justine Henin, final havasında geçen bir maç sonunda Sharapova'yı eleyerek şampiyonluğa göz kırpmıştı Roland Garros'ta ama...
Devamını oku...

Lionel Messi

messilogo

Alessandro Del Piero

delpieroo

Sergen Yalçın

sergeen

Diego Maradona

maradonaa